“Haydi Isabel, gecikiyoruz” diye cagirdi babam arabanin kapisinda beklerken. Bugun dunyanin en guzel vaktini gecirmek uzere gemiyle beraber tura cikacagiz. Karayip adalarina gidecegiz. En cok gordugum ruyalarimdan biri gerceklesecek. Annem bu tura cikmak icin bir hafta onceden hazirlanmisti bile. Bu nedenle arabaya ilk binen kisi de teyzemden sonra annem olmustu. Tura gemiyle cikacagimiz icin arabaya pek de ihtiyacimiz yoktu ama limana gitmek icin bir arabaya ihtiyacimiz vardi ve bu nedenle teyzem gonullu olarak bizi vapura goturecegini soyledi. Benim sadece kahvalti yapmam gerekiyordu. Onun disinda baska hic bir hazirliga ihtiyacim yoktu. Kahvalti yapmasam henuz gemiye binmeden kusma hissine varacagimi daha onceden biliyordum ve bu nedenle her seye hazirlikli olmak amacli bir kase misir gevregi yedim.
Bu benim ilk gemi gezim olacakti. Gemiler hakkinda hic bir bilgim yoktu ve bu sebepten dolayi gemilerde benim gibi genc insanlarin olacagini ve bu geminin kalabalik bir kitlesi olacagini hic aklimdan geciremedim. Hava cok guzeldi; ne cok sicak, ne cok soguk, ne de cok nemli, tam aksine kuru, ruzgarli ilik bir hava vardi. Keske benim yasadigim yer de her zaman boyle olsaydi (ben limanin disinda bir sehirde yasiyorum ve havalar her zaman nemli ve ilik idi). Gemiye dogru giderken kapidaki insanlar dikkatimi cekti. Hepsi guleryuzlu ve cok kibar insanlara benziyordu, en azindan simdiye kadar gemiye binen butun yolculara oyle davraniyorlardi. “Hos geldiniz kucuk hanim” diye seslendi o kibar insanlardan biri. Sanirsam benim yasimdakilere ya da genc kizlara kucuk hanim deniliyordu. Daha once hic boyle bir tabir duymamistim ozellikle de gittigimiz restoranlarda. Cunku ne zaman bir restorana gitsek oradaki garsonlar beni “genc bayan” diye karsilarlardi ya da “hanimefendi” derlerdi.Annemse bu durum icin “sen zaten bir hanimefendisin canim kizim” derdi. Dogrusunu soylemek gerekirse bu tabir digerlerinden daha etkileyiciydi. En azindan yasima uygun bir tabirdi. Sag ayagimla gemiye ilk adimimi attim ve kendimi coktan sehrin disinda hissetmeye baslamistim.
Vapur suyun uzerinde havadaki bir marti gibi suzuluyordu. Herkes cok mutlu gozukuyordu. Tabi bazi insanlar haric,bunun sebebi ise biz turistlerin gezme sansi varken onlar bize hizmet etmek zorundalardi. Gemide tur atarken kucuk bir kiza rastladim. 8-9 yaslarindaydi. Kiz fazla mutlu gorunmuyordu. “Ismin ne?” diye sormak isterken kiz kendiliginden butun dertlerini anlatmaya basladi. Isminin Natalie oldugunu soyledi ve bu gemiye ise babasini ziyaret etmek amacli bindigini soyledi. Babasi ise bir marti kadar ozgur olamayacagi yerdeydi, hapishanede. Hapishaneye bankanin sahibinden izin almadan para odunc aldigini soyledi kucuk kiz onun icinse onu cezalandirdiklarini ve bir alti ay daha hapishanede kalacagini soyledi. Onu dinlerken icim uzaklara dalmisti. Fazla uzaga degil Sili’ye dalmistim Natalie’nin babasinin kapatildigi yere… Acaba gercekten hirsizlik mi yapmisti? Ya da daha agir bir suc isledi de kizina yalan mi soylenmisti? Simdi nasil kotu hissediyordur kendini, babasinin izinsiz para odun-calmasini hapishaneye girmesinin sebebi saniyor. Sonucta o da bir cocuk. benim bir cocugum olsaydi sadece onun gelecegi icin boyle bir seyi riske atmazdim. “ Ne aileler varmis?” dedi arkamdan biri. Seslenen annemdi. Su anda kendimden cok utanc duyuyordum. Cunku Natalie’nin bana guvenip de anlattiklarini bir kisi daha biliyordu ve bunun sebebi bendim. Belki de o hic bir zaman kimsenin ogrenmesini istememisti ve iste sirf bu yuzden kendimi 9 yasindaki kucucuk cocuga karsi mahcup hissettim. “ Onemli degil, Isabel, ben bu durumlara alisigim”. Yuzumu saskin bir ifade ele gecirmisti. “Babam her zaman dusuncelerini ne kadar cok paylasirsan o kadar cabuk kurtulursun demisti” dedi. Bunu boyle soylemesi beni derinden etkilemisti, acikcasi 9 yasindaki bir cocuktan bunlari hic de beklemiyordum.