.

Siteme Hosgeldiniz!!!Umarim eserlerimi begenirsiniz :)

27 Şubat 2011 Pazar

Kara-y-Ipler 3. Bolum Yakinlasmak


Kendim hakkimda konustukca konusma hevesim giderek artmaya baslamisti. Ama onlara hak vermem gerekiyordu. Tum yolculuk boyunca ben konusamazdim ya!
-En buyuk hayalim ne biliyor musunuz? dedi Matt sonunda.
Nereden bilebilirdik ki? Ben onu henuz yeni yeni tanimaya baslamistim. Iyi bir insana benziyorudu. Belki oyle degildi ama henuz kotu bir davranisini da gormus degildim.
-18 yasina girip resit olunca eve hic donmemek mi? diye sordu Ashlee dalga gecercesine.
-Bu hayalimi 18 yasina gelmeden de gerceklestirebilirim ama bence buyumekte fayda var. Tahmin edebiliyor musunuz?
-Buldum! Karayipler’de ablanla yasamak dedi Jamie.
-Hayir. Ablam bir kere Karayipler’de yasamiyor oraya tatil icin gitti. Ama sizin daha fazla sacma tahminlerinizi duymak istemiyorum . Bu nedenle ben size soyleyeyim. Bir maceraci olmak. Her zaman yeni yerleri gezip yeni seyleri kesfetmek. Bugun Karayipler’de olup yarin Afrika’da olmak. Yeni insanlarla tanisip yeni yasam tarzlari kesfetmek ve bunu insanlarin yardimiyla yapmak.
Merakimdan duramayip sordum.
-Nasil yani? Dilenci gibi mi?
-Oncelikle dilenci diye bir sey yoktur. Bunu belirtmek isterim. Ya yardim isteyen evsiz-barksiz fakir insanlar ya da vicdansiz dolandiricilar vardir. Nasil yapacagima gelince: once basit ihtiyaclarimi karsilayacak malzemeler alacagim. Kiyafet, cadir vs. Daha sonra insanlarin yaninda kalmak vesilesiyle onlari tanimaya baslayacagim. Butun bunlari hepsini hic bir gelir kaynagim olmadan gerceklestirecegim. Bir gun butun hayallerim gercek olacak ve neslimizin gercek ‘Survivor’u ben olacagim.
Butun bunlari dinlemek bir masal gibi geliyordu. Herkesin hayalleri vardi. Kimileri gerceklestirme cabasi gosterirken kimileri de gerceklesemeyecek bir sey oldugu kanisina varip hayallerinden vazgecerlerdi. Matt’in cok bilgili ve genis dusunceli birisi oldugunu dusunmeye basladim. Daha sonra butun gerceklerden uzaklarda hayaller kurmaya basladim.
“Ocagin altini kapattin mi hayatim” dedi annem babama 10 yil once, onlarin yan yana mutlu resimlerini cizerken. Hep onlarin birlikte mutlu yasayacaklarini dusunurdum. Belki de hayat bu. Hic bir zaman iyi ve saf insanlarin tarafinda olmazdi.
10 yil once gormustum en son “babam”i. Annem su anda Vitaly adinda Italyan bir is adamiyla, evli, beraber. Vitaly’i cok seviyorum aslinda. Hic bir zaman uvey baba gibi davranmadi bana. Annemden cok o destek cikti benim babami gormek istedigim zamanlarda. Bana o kadar iyi davraniyordu ki ona baba demede sakinca duymuyordum.
En buyuk hayalim demistim. En buyuk hayalim babam ve annemi daha profesyonelce ayni tabloda mutlu bir sekilde resme aktarmak istiyordum. Onlari mutlu gormek ve bir kez olsun gercek bir aile tablosuna sahitlik etmek istiyordum.
-Daldi bak, dedi Matt Ashlee’ye sonra bana donup:
-Hey, tupsuz dalma bogulursun dedi. Klise bir sakaydi bu ama benim hosuma gitmisti.
-Bizimle gelmek ister misin iceri gececegiz biz, Bowling oynamaya, dedi Jamie.
- Aslinda hic de itiraz etmem tabi siz de kabul ederseniz ama bir kisi daha getirebilir miyim yanimda? dedim
- Erkek arkadasin mi? dedi Matt kisik bir ses tonuyla.
-Ne alakasi var canim? Getirebilir miyim? diye israrla tekrarladim sorumu.
-Tamam, peki ama onunla sen ilgilenirsin dedi Jamie sert bir tavirla.
-Istemezseniz getirmem.
-Sen ona bakma, getirebilirsin her kimse arkadasin dedi Matt centilmence.
-Cok tesekkur ederim, deyip ayrildim yanlarindan.
Etrafta gezinmeye basladim onu bulana kadar. Natalie’yi. Kucuk bir kizin eglence en buyuk hakkiydi. En basindan beri bu hakka sahip olmasina ragmen onu babasinin yanina gittiginde kullanamayacakti. Onu yeni arkadaslarimla birlikte Bowling’e goturmek istedim. Iki-uc adim otede kizil sacli melegi gorebiliyordum.
-Natalieee, diye seslendim.
Onun beni duyup da yanima gelmesi pek fazla surmedi. Hic sahip olmadigim bir kiz kardesim gibiydi Natalie benim icin. Kosturarak geldi yanima.
-Efendim, bir sey mi oldu?
-Tam anlamiyla oyle denilemez dedim
-Noldu?
Onu meraklandirmak hosuma gitmisti.
-Sana bir surprizim var. Benimle gelir misin? der demez gozunun ici parladi sevincten.
Belki de hayatinda hic kimse ona guzel bir surpriz yapmamisti. Kotu surprizin surpriz olmadigini dusunurse hic kimse ona surpriz yapmamis olabilirdi.
Hic “nereye” diye sormadan elimden tutup benimle beraber Bowling salonuna kadar yuzunde kocaman bir gulumsemeyle yurudu. Onu boyle mutlu gormek bana guzel bir duygu kazandirdi.
-       Bu kim ? diye sordu Ashlee merakli bir ses tonuyla.
-       Kiz kardesin mi? dedi Jamie onun ardindan.
-       Hayir bir arkadasim, dedim hic cekinmeden.
Neden cekinecektim ki zaten? Onlarin Natalie’yi getirdigim icin beni dislayacaklarini dusundugum icin mi? Hayir. Tabi ki de. Onlarin boyle bir tepki verecekleri aklimin ucundan bile gecmedi. Eger okul arkadaslarim olsaydi onlardan beklerdim ama bu insanlar onlardan binlerce kat daha iyi. En azindan simdilik.
-       Bu kucuk minigimizin adi ne bakalim? dedi Matt agabey bir ses tonuyla. Anlasilan oydu ki Natalie’yi getirmem Matt’in hosuna gitmisti.
Natalie ne yapacagini bilemeden bana bakti ve ona gozumu kirparak ismini soylemesini isaret ettim.
-       Benim adim Natalie, tanistigima memnun oldum, dedi.
Herkes onun bu icten konusmasina bakakaldi. Sanki uzun suredir bir arkadasmis gibi onlarla sohbet etmeye calismasi beni de hayretler icerisinde birakti.
Daha sonra herkes Natalie’yle tanistilar.  Onun yuzundeki  bu gulucukler paha bicilemezdi ve ben o zaman anladim ki her sey parayla alinamaz. En azindan bazi insanlar icin, ve ben de onlardan biriydim.
Matt:
-Haydi takim kuralim ve bu oyunu baslatalim, dedi.
-Ama burada 5 kisiyiz, nasil olacak peki bu? diye sorguladi Jamie.
- Ben oynamasam da olur, dedim
-Hayir herkes oynayacak. Itiraz istemiyorum. Grubunuzu kurun ve geriye kalanla da ben grup olacagim. 3’e 2 gruplar. Hazir misiniz?
-Evet, dedik hep bir agizdan ben, Ashlee, Jamie ve Natalie.
Ashlee grubunda olmasini istedigi kisileri secmeye basladi. Ilk sectigi kisinin Natalie olmadigini gorunce Matt:
-Ben Natalie’yle grup olacagim. Ashlee, Jamie ve Isabel siz de tek grup olun, dedi.
-Peki oyleyse haydi baslayalim, dedi Jamie.
Onun bu davranisi hosuma gitmisti. Eger boyle bir istekte bulunmasaydi, kendisini dislanmis hissedecekti Natalie. Bunun icin Matt’e bir tesekkur borcluydum.







29 Temmuz 2010 Perşembe

Kara-y-ipler 3. Bolum Onizleme

Acaba Isabel Matt, Jamie ve Ashlee ile ilgili daha neler ogrenecekti?
Acaba Jamie neden babasina karsi kotu duygular icerisindeydi?
Acaba iyi arkadasliklar kurabilecekler miydi digerleriyle? 
Hepsi ve daha fazlasi Kara-y-iplerin 3. bolumuyle yakinda karsinizda olacak...

Kara-y-ipler 2. Bolum Yeni Arkadasliklar

Bir insan derdini paylasirsa azalir, sevincini paylasirsa cogalirmis. Aslinda Natalie hakliydi. Kendimi su anda cok mutlu hissediyordum. Bunu birileriyle paylasmak belki de Natalie'ye karsi duydugum utanci azalttikca, mutlulugumu da artirabilirdi. Arkamdan kahkaha sesleri yukseliyordu. Bunun annem veya babam olmadigindan emindim. Kim oldugunu anlayamamistim. Sesleri birer cocuk gibi yukseliyordu. Merakim giderek artiyordu ve sirf merakimi gidermek icin arkama dondum.Benim yaslarimda iki kiz ve bir de erkek vardi.Kim olduklarini bilmiyordum. Tanismak iyi bir fikir olabilirdi aslinda. Yanlarina yaklastim ve ben de onlarla gulmeye devam ettim neye guldugumu bilmeden... Kizlardan biri benim orada oldugumu farketti. Yanindakilere dalga gecermiscesine bir bakis atti ve bana:
-Selam, naber? dedi sanki daha once tanisiyormusuz gibi. Aslinda benim davranisim yaninda o da kendince hakliydi. Hic bozuntuya vermeden:
-Iyidir senden? Ben Isabel bu arada.
-Cok iyi, ben de Ashlee. Bunlar da Jamie ve Matt, dedi digerlerini gostererek.
-Memnun oldum tanistigima.
-Biz de, dediler hep bir agizdan.

Cok iyi insanlara benziyorlardi aslinda. Kisilikleri hakkinda hic bir fikrim yoktu. Ne kadar kotu olabilirlerdi ki. Suana kadar hic bir kotuluklerini gormedim ki... Bence denemeden zarar gelmez. Zaten bu kadar uzun yolculukta napacaktim ki tek basima, hic degilse yoluma yoldas olurlar.
- Eee, tatile mi gidiyorsunuz, dedim aslinda biraz sacma bir soruydu. Ama konusmaya bir yerden baslamak gerekiyordu. Ucu de guldu. Ama sonra Jamie:
-Pek de tatil sayilmaz benimkisi, babami ziyarete gidiyorum. Onu gormeyi hic de istemiyorum aslinda.
-Ozel mi? Nedenini sorabilir miyim?
-Sonra anlatirim.
Acaba babasi ne yapmisti da kizi onu istemiyordu?
-Ben de tatil icin gidiyorum ama pek sayilmaz ablamin yanina gidiyorum. O cok disiplinlidir de... Pek tatil yapabilecegimi sanmiyorum dedi Matt.
Matt cok haylaz biri olmaliydi. Bir insan bu donemdene kadar disiplinli olabilirdi ki?
- Kac yasinda? dedim. Akli baska yerlerdeydi herhalde "16" dedi.
- Sen degil canim ablani soruyorum ablan kac yasinda?
- 23  yasinda universiteye gidiyor ama su anda tatil yapiyor Karayipler'de.
-E tabi bu sicakta bence de okula gidilmez, dedim gulerek. Geri herkesin morali duzelir gibi oldu. Iste buna sevinmistim.
-Daha once hic gemiye binmis miydiniz? dedim cunku onlari da kendim gibi dusunmeye baslamistim. Matt:
-Ben her yazi ablamin yaninda geciriyorum. Ailem de gemi seyahatlerini tercih ediyorlar. Bu nedenle kendimi gemilerde buyumus gibi hissediyorum, dedi yuzunde bir tebessumle.
Ashlee:
-Benim de gemiye ucuncu binisim. Babam genellikle isi geregi gemiyle seyahat ediyor ve beni de iki kere beraber goturmustu. Simdi ise tur ile gidiyorum.
Jamie:
-Ben de ayni Matt gibi her yazi babamin yaninda geciriyorum. Yukseklik korkum oldugu icin gemiyle seyahat etmek zorundayim.Ama bu ilk degil.
- Bu benim ilk seferim gemide. Ailemle geldim tatile gidiyoruz biz de, deyip her seyi anlatmaya basladim...

27 Haziran 2010 Pazar

Kara-y-ipler 2. Bolum Onizleme

Acaba 9 yasindaki kizin Isabel'le ne alakasi olabilirdi?
Yolculukta daha kimlerle tanisacakti?
Acaba Karayipler'e zamaninda ulasabilecekler miydi?
Yolda ne tur aksiliklerle karsilasacaklardi?
Yoksa bu Isabel'in son seyehati miydi?
Hepsi ve daha fazlasi Kara-y-ipler'in 2. Bolumunde

Kara-y-ipler 1. Bolum Gemide Yolculuk

“Haydi Isabel, gecikiyoruz” diye cagirdi babam arabanin kapisinda beklerken. Bugun dunyanin en guzel vaktini gecirmek uzere gemiyle beraber tura cikacagiz. Karayip adalarina gidecegiz. En cok gordugum ruyalarimdan biri gerceklesecek. Annem bu tura cikmak icin bir hafta onceden hazirlanmisti bile. Bu nedenle arabaya ilk binen kisi de teyzemden sonra annem olmustu. Tura gemiyle cikacagimiz icin arabaya pek de ihtiyacimiz yoktu ama limana gitmek icin bir arabaya ihtiyacimiz vardi ve bu nedenle teyzem gonullu olarak bizi vapura goturecegini soyledi. Benim sadece kahvalti yapmam gerekiyordu. Onun disinda baska hic bir hazirliga ihtiyacim yoktu. Kahvalti yapmasam henuz gemiye binmeden kusma hissine varacagimi daha onceden biliyordum ve bu nedenle her seye hazirlikli olmak amacli bir kase misir gevregi yedim.
Bu benim ilk gemi gezim olacakti. Gemiler hakkinda hic bir bilgim yoktu ve bu sebepten dolayi gemilerde benim gibi genc insanlarin olacagini ve bu geminin kalabalik bir kitlesi olacagini hic aklimdan geciremedim. Hava cok guzeldi; ne cok sicak, ne cok soguk, ne de cok nemli, tam aksine kuru, ruzgarli ilik bir hava vardi. Keske benim yasadigim yer de her zaman boyle olsaydi (ben limanin disinda bir sehirde yasiyorum ve havalar her zaman nemli ve ilik idi). Gemiye dogru giderken kapidaki insanlar dikkatimi cekti. Hepsi guleryuzlu ve cok kibar insanlara benziyordu, en azindan simdiye kadar gemiye binen butun yolculara oyle davraniyorlardi. “Hos geldiniz kucuk hanim” diye seslendi o kibar insanlardan biri. Sanirsam benim yasimdakilere ya da genc kizlara kucuk hanim deniliyordu. Daha once hic boyle bir tabir duymamistim ozellikle de gittigimiz restoranlarda. Cunku ne zaman bir restorana gitsek oradaki garsonlar beni “genc bayan” diye karsilarlardi ya da “hanimefendi” derlerdi.Annemse bu durum icin “sen zaten bir hanimefendisin canim kizim” derdi. Dogrusunu soylemek gerekirse bu tabir digerlerinden daha etkileyiciydi. En azindan yasima uygun bir tabirdi. Sag ayagimla gemiye ilk adimimi attim ve kendimi coktan sehrin disinda hissetmeye baslamistim.

Vapur suyun uzerinde havadaki bir marti gibi suzuluyordu. Herkes cok mutlu gozukuyordu. Tabi bazi insanlar haric,bunun sebebi ise biz turistlerin gezme sansi varken onlar bize hizmet etmek zorundalardi. Gemide tur atarken kucuk bir kiza rastladim. 8-9 yaslarindaydi. Kiz fazla mutlu gorunmuyordu. “Ismin ne?” diye sormak isterken kiz kendiliginden butun dertlerini anlatmaya basladi. Isminin Natalie oldugunu soyledi ve bu gemiye ise babasini ziyaret etmek amacli bindigini soyledi. Babasi ise bir marti kadar ozgur olamayacagi yerdeydi, hapishanede. Hapishaneye bankanin sahibinden izin almadan para odunc aldigini soyledi kucuk kiz onun icinse onu cezalandirdiklarini ve bir alti ay daha hapishanede kalacagini soyledi. Onu dinlerken icim uzaklara dalmisti. Fazla uzaga degil Sili’ye dalmistim Natalie’nin babasinin kapatildigi yere… Acaba gercekten hirsizlik mi yapmisti? Ya da daha agir bir suc isledi de kizina yalan mi soylenmisti? Simdi nasil kotu hissediyordur kendini, babasinin izinsiz para odun-calmasini hapishaneye girmesinin sebebi saniyor. Sonucta o da bir cocuk. benim bir cocugum olsaydi sadece onun gelecegi icin boyle bir seyi riske atmazdim. “ Ne aileler varmis?” dedi arkamdan biri. Seslenen annemdi. Su anda kendimden cok utanc duyuyordum. Cunku Natalie’nin bana guvenip de anlattiklarini bir kisi daha biliyordu ve bunun sebebi bendim. Belki de o hic bir zaman kimsenin ogrenmesini istememisti ve iste sirf bu yuzden kendimi 9 yasindaki kucucuk cocuga karsi mahcup hissettim. “ Onemli degil, Isabel, ben bu durumlara alisigim”. Yuzumu saskin bir ifade ele gecirmisti. “Babam her zaman dusuncelerini ne kadar cok paylasirsan o kadar cabuk kurtulursun demisti” dedi. Bunu boyle soylemesi beni derinden etkilemisti, acikcasi 9 yasindaki bir cocuktan bunlari hic de beklemiyordum.